All Replies
1 yanıt görüntüleniyor (toplam 1)
1 yanıt görüntüleniyor (toplam 1)
- Bu konuya cevap yazmak için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.
Teslimolanasor.com üzerinden herhangi bir sorunuzu sorabilirsiniz.
1 yanıt görüntüleniyor (toplam 1)
1 yanıt görüntüleniyor (toplam 1)
Nebi ve resul kavramlarının arasındaki farkı açıklamadan önce, birkaç noktayı iyi tespit etmemiz gerekiyor. Bunlardan biri, en çok bilinen ama düzeltilmesi gereken önemli bir nokta olan gelenekteki “Her resul nebi olabilir fakat her nebi resul olamaz” anlayışıdır. Bu ifade kuruluş itibarıyla sakattır ve Kur’an’ın ayetlerine aykırıdır.
Neden böyle söylüyorum?
Geleneksel İslam anlayışı, resulün kitap alan, nebinin ise onu ileten olduğunu söylemekte; fakat bu, Kur’an’da sadece resul olarak ifade edilen üç elçinin ayetleriyle çelişir ki bu elçilerin kitabı yoktur.
Bu elçiler şunlardır:
1. Hûd [7:67; 26:123,125]
2. Sâlih [7:75,77; 26:141,143; 91:13]
3. Şuayb [26:176,178]
Peki, gerçekten Kur’an bu konuda bir şey söylüyor mu?
Yüce Rabb’imiz Her Şeyi Bilen’dir [2:115]. O’nun kitabı eksiksizdir [74:28], tam ve detaylıdır [6:114,115]. Tanrı, Her Şeyi Bilen olduğu için o günkü koşullarda nebi ve resul kavramlarını net bir şekilde ayırıp anlayabilen bir Arap toplumuna rağmen, bugün karıştırılan bu iki kavramı anlayabilmemiz için bize mükemmel bir ayet göndermiştir. Ayet şu şekildedir:
Eûzu billahi mine’ş şeytani’r racim
[3:81] “TANRI, peygamberlerle (nebilerle) bir antlaşma yaparak şöyle dedi: ‘Size kutsal yazı ve bilgelik vereceğim. Daha sonra, mevcut tüm kutsal yazıları doğrulamak için bir elçi (resul) gelecek. Ona iman edecek ve onu destekleyeceksiniz.’ ‘Bunu kabul ediyor musunuz ve bu antlaşmayı yerine getirmeye söz veriyor musunuz?’ dedi. Onlar ‘Kabul ediyoruz’ dediler. O da dedi ki: ‘O halde siz şahitlik ettiniz, Ben de sizinle birlikte şahitlik ediyorum.'”
Sizin de muhakkak dikkatinizi çekmiştir ki, Tanrı nebilere kutsal yazı vereceğini söylüyor. Tanrı, nebilere kutsal yazı vereceğini söylediği halde, “nebiler kitap alamaz” demek ikiyüzlülüktür; Tanrı’nın ayetine sırt çevirmektir. Bu, “Sen nebilere kitap verdiğini söylüyorsun ama ben senden daha iyi biliyorum” demektir (haşa). Buradan yola çıkarak, bizim söylememiz gereken tek şey; nebiler kitap alır, aldıkları kitabı ileten ve kendisinden önceki kitap üzerine doğrulayıcı vahiyler getiren de resuldür. Yani nebi aldığı kitabı ilettiği için aynı zamanda resulken, sadece resul olanlar kitap alamaz. yukarıda verdiğim üç elçi örneği gibi. Bunun ortaya çıkmasını engellemek için şeytan, kur’anda nebi ve resul geçen her yere peygamber yazılmasını sağlamıştır. Tanrıya övgüler olsun ki kur’an bu bulutları kaldırıyor.
Eğer nebilerin kutsal yazı aldığına bir örnek verecek olursak, İsa’nın örneği çokta yerinde olacaktır.
[19:30] (Bebek konuştu ve) dedi ki “Ben TANRI’nın bir kuluyum. O bana kutsal yazı verdi ve beni bir peygamber (Nebi) tayin etti.
Son olarak şunu söylemekte fayda görüyorum: Tanrı’nın kelamı tam ve eksiksizken, şeytanın vaadini gerçekleştirmek için [7:16-17] ortaya attığı hadis, tefsir, icma, fıkıh gibi dinde kaynak olamayacak kitaplar tamamen çelişkiler yumağıdır. Tanrı’sını o kitaplarda arayanlar yolunu kaybetmeye mahkûmdur. Oysa Kur’an, Tanrı’ya ulaşma yolunda bir ışıktır.
Teslimolan Fikret